Son Dakika

YAZ MEVSİMİN VAZGEÇİLMEZİ
YAZ MEVSİMİN VAZGEÇİLMEZİ

Yozgat’ta yaz mevsiminin ortalarına gelinmesine karşın sıcaklıkların mevsim normallerinin altında seyretmesi dondurma tüketimini azaltırken, közlenmiş ve haşlanmış mısır tüketimini artırdı. Uzmanlar, dondurma yerine mısır tüketiminin artmasının sağlık açısından da faydalı olduğuna dikkat çekti. Ramazan ayının başlangıcından itibaren vatandaşlar iftar sonrasında ailecek kendilerini sokağa atıp, Lise Caddesi’nde turlayarak, yedikleri yemeği hazmetmeye, biraz da vakit geçirmeye çalışıyor. Vatandaşların Ramazan akşamlarındaki tutkusu ise közlenmiş veya haşlanmış mısır oldu. Yaşlısı genci her kesimden insanın tercih ettiği mısırın sağlık açısından da oldukça faydalı olduğu bildirildi. ‘’Tam bir vitamin deposudur’’ diyen uzmanlar, mısırın adeta vitamin deposu olduğuna vurgu yaparak, faydalarını şöyle sıraladılar: ‘’Mısır, yüksek lifli bir gıdadır. Bir bardak mısır günlük lif ihtiyacının yaklaşık yüzde 23’ünü karşılar. Yapılan araştırmalar mısırın yüksek kolesterol seviyelerini düşürdüğü, kolon kanseri riskini azalttığını gösterir. Mısırda bulunan lif kan şekeri seviyelerini stabilize etmeye yardım edebilir. Eğer diyabetiniz varsa, mısır size yavaş yanıcı dayanıklı bir enerji sağlarken kan şekerinizi dengeye getirme konusunda yardımcı olabilir. Mısırın yüksek lifli içeriği bağırsak geçişini destekler, kolesterol seviyelerini geriletir ve bağırsak fonksiyonlarını iyileştirir. Düzenli olarak yenilmesi eliminasyonu kolaylaştırması yoluyla sıvı birikimini elimine etmeye yardım eder. Mısır bağırsak geçişini iyileştirirken diğer yandan ishali birkaç saat içerisinde durdurmanın etkili yoludur. Hafif kaşıntıya böcek sokmasına bağlı hafif kaşıntıyı rahatlatmak üzere bir miktar suda çözünmüş az bir miktar mısır nişastasını direkt olarak birkaç dakika süre ile deriye uygulamak üzere lapa halinde uygulayın; geçici olarak geriletecektir.”

RAMAZAN BİTTİ  BESLENMEYE DİKKAT
RAMAZAN BİTTİ BESLENMEYE DİKKAT

Diyetisyen ve Beslenme Uzmanı Gökhan Elbay, sahurda yapılan gece beslenmelerinin Ramazan ayından sonra alışkanlık haline gelmemesi gerektiğine dikkat çekerek, "Eğer geç saatte uyuyorsak Ramazan ayı sonrası gece beslenmesi olarak yoğurt ve meyve olarak tüketebiliriz" dedi.  Diyetisyen ve Beslenme Uzmanı Gökhan Elbay, Ramazan ayı boyunca değişen beslenme alışkanlıkları ve uyku düzeni ile ilgili bazı uyarılarda bulundu. Sahurda yapılan beslenmenin alışkanlık haline getirilmemesi gerektiğini belirten Elbay, "Güne kahvaltı ile başlayıp ara öğünlerle birlikte öğle yemeği ve akşam yemeği şeklinde beslenilmesi gerekir. Gece beslenmeleri sahurla birlikte bir alışkanlık yapmamalı. Eğer geç saatte uyuyorsak Ramazan sonrası gece beslenmesi olarak yoğurt ve meyve olarak tüketebiliriz" diye konuştu. Ramazan boyunca bozulan uyku düzeninin yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurgulayan Elbay, şunları kaydetti:  "Beslenmenin en önemli yönü de uyku düzeninin doğru olmasıdır. Uyku düzenimiz doğru olduğunda kahvaltı, öğle ve akşam yemeği saatimiz de değişmez ve bu düzenli bir şekilde devam eder. Bu nedenle mutlaka gece öğünü beslenmelerini yavaş yavaş kesmemiz gerekecek. Ramazan ayının bitiminden sonra ilk günden itibaren kendimizi ne oruçlu olarak hissedip hiçbir şey yememek de doğru değil ne de oruç bitti artık yiyebilirim diye düşünüp tamamen kendimizi yemeğe vermek de doğru olmayacaktır. O yüzden düzenli bir şekilde kahvaltı ile başlayıp sonrasında günü bitirmek gerekecek.” Ramazan Bayramı ve sonrasında çocukların şeker tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini dile getiren Elbay, "Çocukların aşırı şeker tüketimi hem diş sağlığı için hem de vücut sağlığı için çok iyi değildir. O yüzden çocuklarınız için çok dikkatli olmanız gerekecek. Bayram ve bayram sonrasında tatlı tüketimine de dikkat etmemiz gerekecek. Özellikle bayramlarda gelenek olarak şerbetli tatlıların tüketimi bizde çok fazla. Bunların yerine sütlü ve meyveli tatlıların daha çok tercih edilmesi gerekir. Bir baklavanın dilimi bile 320 kalori oluyor ve bu öğle yemeğinin tamamının toplamına denk gelebilir. Bu sadece bir tane ile kalmayacaktır. Muhtemelen birçok ev gezilecek ve şerbetli tatlılar olacak. Onun yanında çikolata, şeker ve asitli içecekler olacak ve bunlara özellikle mide problemi olanlarda, yaşlılarda, çocuklarda ve kronik hastalıkları olanlarda dikkat edilmesi gerekiyor. Çok fazla tatlı tüketimi bu hastalıkları tetikler ve hastalığın tedavisini uzatma boyutuna kadar gider. Beslenmenin yanında sporun etkisi de yüksektir. O yüzden biraz daha midemizi ve kendimizi rahatlatmak için fiziksel aktivitelerde bulunalım. Bunun yanında Ramazan sonrası sıvı tüketimini arttırmamız gerekiyor. Yetişkin bir bireyin günlük 1,5-2 litre olacak şekilde ayarlayıp sıvı tüketimini yapması gerekir" dedi.

BAYRAMDA BESLENMEYE DİKKAT
BAYRAMDA BESLENMEYE DİKKAT

Ramazan boyunca oruç tutanların, bayram ve sonrası vücudun eski sistemine uyum sağlaması için az ve sık beslenmelerini öneren Halk Sağlığı Müdürü Dr. Mehmet Akif Karaarslan, yaptığı açıklamada Ramazan Bayramında beslenme üzerine şunları söyledi;  “Bayramın tadında geçmesi için, az yiyip, yürüyüş yapmalıyız.  Dinlenmiş olan vücudumuza birden oruç sonrası yüklenmek, birçok rahatsızlığı beraberinde getirebilir.  Vücutta kalbin tüm organlara ve kaslara uygun oranda pompaladığı kan miktarı, aşırı yemek sonrası 2-3 katına çıkıyor. Ancak kalbe, böbreklere ve beyine giden kan miktarı azalıyor. Bu, damar tıkanıklıklarını ve pıhtılaşma riskini artırarak kalp krizlerini tetikliyor.  Kişi aç olmasa bile önüne lezzetli bir tabak getirildiğinde bunu geri çevirmiyor. Özellikle bayramda ikram edilen pasta, börek gibi karbonhidrat bakımından zengin yiyecekler mide yükünü artırıyor, vücudun insülin dengesini bozuyor."

DÜNYA   ALS  GÜNÜ
DÜNYA ALS GÜNÜ

Halk Sağlığı Müdürü Dr. Mehmet Akif Karaarslan, “Amyotrofik Lateral Skleroz diğer ismiyle de Motor Nöron Hastalığı konusunda toplumsal bilinç ve farkındalık oluşturmak amacıyla 21 Haziran Günü, "Dünya ALS Günü" olarak belirlenmiştir” dedi. ALS hastalığı hakkında bilgi veren Dr. Karaarslan, şunları kaydetti; “Amyotrofik lateral skleroz ( ALS ) ilk kez 1869 yılında Fransız nörolog Jean-Martin Charcot tarafından tanımlanmıştır. Bu nedenle, hastalık ilk zamanlarda Charcot Hastalığı olarak da bilinmektedir. ALS, merkezi sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı adı verilen bölgedeki hücre harabiyetine neden olan, buna bağlı olarak kaslarda zayıflık ve erimeye yol açan bir hastalıktır. Motor nöron hastalığı olarak da bilinir. Hastalığın başlangıç belirtileri hastadan hastaya farklılık gösterir. Çoğu hastanın fark ettiği ilk belirti kol veya bacakta güçsüzlük ya da incelmedir. Örneğin; kişi çantasını taşırken, yazı yazarken, düğmesini iliklerken zorlanır, yürürken veya koşarken tökezler. Bazı hastalar hastalığın başlangıcında özellikle geceleri belirginleşen kramplardan yakınırlar. 

16 KİŞİ ZEHİRLENDİ
16 KİŞİ ZEHİRLENDİ

Yozgat Valiliği, bu yıl 16 vatandaşın mantardan zehirlendiğini açıkladı. Yozgat Valiliği, geçtiğimiz yıl 26 mantar zehirlenmesi vak'ası sonucu 29 vatandaşın, bu yıl ise 15 Haziran'a kadar 16 vak'a sonucu 16 vatandaşın mantar zehirlenmesi şikayetiyle sağlık kuruluşlarına başvurduğunu bildirdi. Çeşitli materyallerle 1850 vatandaşa uyarılarda bulunulduğu belirtilen Yozgat Valiliği açıklamasında "Bahar aylarında (Mayıs-Haziran) uygun hava koşulları ile birlikte Yozgat ili mülki sınırları içerisinde doğada bol miktarda mantar çıkmaktadır. Vatandaşlarımızın doğadan topladıkları mantarları yemeleri sonucunda; 2016 yılında (26) mantar zehirlenmesi vakası ile (29) vatandaşımızın, 2017 yılında -şu ana kadar- (16) mantar zehirlenmesi vakası ile (16) vatandaşımızın sağlık kuruluşlarına müracaat ettiği, Yozgat İl Jandarma Komutanlığına bildirilmiştir. Mantar zehirlenme vakalarının artmaması için Jandarma Kamusal hattından (SMS ile) başta köy muhtarlarımız olmakla birlikte 1850 vatandaşımıza 'Arazide topladıkları veya buldukları mantarları yememelerinin sağlıkları açısından önemli olduğu' bildirilmiştir.  Kamuoyuna saygıyla duyurulur” ifadelerine yer verildi.

BAYRAMDA BESLENMENİZE DİKKAT EDİN
BAYRAMDA BESLENMENİZE DİKKAT EDİN

Bayramda yanlış beslenmenin mide ve bağırsaklarda sorunlara yol açabildiğini belirten Diyetisyen ve Beslenme  Uzmanı Gökhan Elbay, fazla şeker tüketimi nedeniyle de ciddi sağlık problemlerinin oluşabildiğini söyledi. 

ALTIN DEĞERİNDE ÖNERİLER
ALTIN DEĞERİNDE ÖNERİLER

Beslenme ve Diyet Uzmanı Gökhan Elbay, gebelikte beslenme konusunda anne adaylarına altın değerinde önerilerde bulundu.  

ŞEKER HASTALARINA UYARILAR
ŞEKER HASTALARINA UYARILAR

Yozgat Kamu Hastanaleri Birliğine bağlı Yozgat Şehir Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Mahmut Apaydın Ramazan ayının yaz ayına gelmesi ve açlık süresinin 16-17 saatlere kadar ulaşması üzerine şeker hastaları için bir yazının kaleme almasının gerekliliği ortaya çıktığını belirterek şunları söyledi; “Bu günlerde en çok karşılaştığım bir soruyu örnek vererek başlamak istiyorum. Şeker hastaları oruç tutabilir mi? tutamaz mı? Aslında bu sorunun evet ya da hayır olarak cevaplandırılmasının yerine şeker hastalarımızın, uzun süreli açlıkta ne kadar risk altında oldukları hakkında bilgilendirilmelerinin daha uygun olacağını düşünmekteyim. Bunun için hastalarımızın Ramazan ayından 1-2 ay önce ilgili uzman hekimlerine başvurarak oruç ibadeti yönünden değerlendirilmeleri uygun olacaktır. Şeker hastalığında vücuttaki kan glukoz düzeyinin dengede tutulmasında problem yaşanmaktadır. Bu nedenle hastalarımıza şeker düzeylerinin normal sınırlarda tutulabilmesi için çeşitli ilaç/ilaçlar verilmektedir. Endokrinoloji ve Metabolizma hastalıkları hekimleri olarak insülin veya insülin salgılatıcı ilaç kullanan hastalarımıza kesinlikle oruç tutmamaları gerektiğini tavsiye etmekteyiz. Diğer ilaç tedavisi alan hastalarımıza ise mevcut sağlık durumlarına göre ya da eşlik eden hastalıklarının varlığı/ yokluğuna göre tavsiyelerde bulunmaktayız. Öncelikle oruç tutan diyabetli hastalarımız mutlaka gün içinde birkaç kez kan şekeri ölçümlerini yapmalıdırlar. Uzun süreli açlıkta şeker hastalarımızın çeşitli risklere maruz kalabileceğini belirtmiştik. En önemli risk kan şekeri düşüklüğü olarak tanımladığımız hipoglisemi riskidir. Kabaca kan şekerinin 70-80 mg/dl nin altına inmesi olarak ifade edebileceğimiz hipoglisemi durumunda mutlaka şeker içeren gıdalar tüketilerek oruç sonlandırılmalıdır. Aksi halde kan şekerimizin daha da düşmesi sonucu terleme, çarpıntı, baş dönmesi, bayılma durumu görülebilmekte ve hatta kalp krizi geçirme tehlikesi ile karşı karşıya kalınabilmektedir. Bunun dışında iftar ya da sahurda yenilebilecek yüksek şeker içerikli gıdalar nedeniyle hiperglisemi dediğimiz kan şekerinde ciddi yükselmeler görülebilmektedir. 

"DİŞ SAĞLIĞI" EĞİTİMİ

Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından Diş Sağlığı Eğitimi verildi. Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı; “Yozgat merkez Kur’an kursunda, Merkez Abdulhamithan Kur’an kursunda, Yeni Cami Kur’an kursunda, Merkez Naciye Afet Şahin Kur’an kursunda, Merkez Hz. Hatice Kur’an kursunda, Merkez İmran yatılı kız Kur’an kursunda ve Merkez Bölge Yatılı erkek Kur’an kursunda 135 kursiyer ve 10 eğitmene Diş hekimlerimiz Merve Sandalcı ve Ayşegül Cevheroğlu tarafından Diş sağlığı ile ilgili eğitim verilmiştir. Eğitimde; diş fırçalaması teknikleri, erişkinlerde diş eti kanamaları ve tedavi seçenekleri, erişkinlerde protein kullanımı ve temizliği, bebeklerde ağız hijyeni ve süt dişlerinin önemi ile ilgili bilgi verildi.”

KANSER HASTALARINDA BESLENME
KANSER HASTALARINDA BESLENME

Kanser tedavisi gören bir kişinin yediği gıdalara dikkat etmesi gerektiğini belirten uzmanlar, bu hastaların tedavi ve hastalığın etkilerinden dolayı kilo vermeye meyilli olduğunu söyledi.Günümüzde kanserli hastaların tedavi ve psikolojik durumunun hastalığın sürecini etkilediğinin iyi bilinmekte olduğunu belirten uzmanlar, beslenmeden egzersize kadar birçok etkenin de sürece katkı sağladığını söyledi. İlk olarak kanser hastasının beslenmesine özen göstermesi gerektiğini belirten Uzmanlar,  özellikle doymuş yağlar ve çok kalorili beslenmenin hem obeziteye hem de birçok kanser tipine sebep olduğunu söyledi. Tekli doymamış yağların kanser ile ilişkisinin daha az olduğunu ifade eden Uzmanlar,  bu grup yağların ise zeytinyağı, avakado, fıstık, balık, cevizde bulunduğunu söyledi. Uzmanlar,  “Yapılan araştırmalarda çok fazla et tüketen insanlarda kolon, prostat ve mide kanseri riskinin arttığı gösterilmiştir. Etin özellikle mangalda veya kaynatılarak çok yüksek ısıda kimyasal işlemlere maruz bırakılması kanser riskini artırır. Ancak kanser tedavisi sırasında et sağlıklı pişirilerek belirli ölçülerde tüketilebilir. Tümüyle kısıtlanması söz konusu değildir. Şeker alımı ile kanser riskinin arttığına dair direkt bir ilişki gösterilmemiş olsa da çok şekerli ve tatlandırıcı kullanılmış gıdaların tüketilmesi kilo artışına sebep olur. Kilo alımı da kanseri tetikleyebilir” dedi.